KAYIP PRENS VE ALTIN KALP

Bir zamanlar, uzak bir krallıkta, güzel bir prenses yaşarmış. Adı Elif olan bu prenses, altın kalpli bir prensle evlenmeyi hayal edermiş. Fakat bir gün, kötü bir cadı krallığa gelmiş ve prensi kaçırmış. Cadı, prensi uzak bir dağın zirvesindeki karanlık kuleye hapsederken, Elif çok üzülmüş.

Elif, prensini kurtarmak için cesur bir karar vermiş. Ormana doğru yola çıkmış ve yolda karşısına çıkan hayvanlarla dost olmuş. İlk olarak, bir sincaba rastlamış:

– **Sincap:** “Neden bu kadar üzgünsün, prenses?”

– **Elif:** “Prensimi kötü bir cadı kaçırdı. Onu kurtarmak için yardıma ihtiyacım var.”

Sincap, Elif’e yardım etmeye karar vermiş ve ona ormanın gizli yollarını göstermiş.

Elif, sincabın rehberliğinde ilerlerken, bir nehirle karşılaşmış. Nehrin karşısında, cadının kulesi görünüyormuş. Ancak nehrin suyu çok hızlı akıyormuş. O sırada, bir kurbağa çıkagelmiş:

– **Kurbağa:** “Eğer benimle dost olursan, seni karşıya geçiririm.”

Elif, kurbağayla dost olmuş ve kurbağa onu güvenle nehrin karşısına taşımış.

Sonunda Elif, cadının kulesine ulaşmış. Kule çok yüksekmiş ve kapısı kilitliymiş. Elif, cesaretini toplayarak kapıyı çalmış. Cadı kapıyı açtığında, Elif ona cesurca bakmış:

– **Elif:** “Prensimi serbest bırak, yoksa seni durdururum!”

Cadı, Elif’in cesaretine hayran kalmış ama yine de prensi bırakmayı reddetmiş. Elif, sincap ve kurbağanın yardımıyla bir plan yapmış. Sincap, cadının dikkatini dağıtmışken, Elif hızlıca içeri girmiş ve prensi kurtarmış.

Elif ve prens, kuleden kaçarken cadı arkasından bağırmış ama artık çok geç kalmış. Elif ve prens, krallığa döndüklerinde herkes onları sevinçle karşılamış. Prens, Elif’e:

– “Senin cesaretin ve dostların sayesinde kurtuldum. Artık sonsuza dek birlikte olacağız!” demiş.

Ve böylece Elif ile prens, mutlu bir şekilde yaşamışlar. Kötü cadı ise bir daha asla krallığa dönmemiş.