MİNİK KANAT ÇIRPICI

Uzak diyarlarda, yemyeşil ormanın kalbinde, Minik Kanat Çırpıcı adında küçük bir kuş yaşarmış. Minik Kanat Çırpıcı, diğer kuşlar gibi şarkı söyleyemez, yüksek ağaçlara uçamazdı. Kanatları minicikti ve çırptığında sadece hafif bir rüzgar eserdi.
Diğer kuşlar onunla alay eder, “Sen asla yükseklere uçamayacaksın!” derlerdi. Minik Kanat Çırpıcı çok üzülür, yalnız başına bir köşeye çekilip sessizce ağlardı.
Bir gün, ormanda büyük bir yangın çıktı. Alevler yükseliyor, duman her yeri kaplıyordu. Bütün hayvanlar panik içinde kaçışıyordu. Ama bir sincap yavrusu, yüksek bir ağacın dalında mahsur kalmıştı. Annesi çaresizce bağırıyor ama ona ulaşamıyordu.
Diğer kuşlar, alevlerin çok yüksek olduğunu, oraya uçamayacaklarını söylediler. Tam o sırada Minik Kanat Çırpıcı ortaya çıktı. Minicik kanatlarını var gücüyle çırpmaya başladı. Başta kimse ona inanmamıştı. Ama Minik Kanat Çırpıcı, yılmadan, durmadan çırpıyordu.
Minik kanatlarından çıkan hafif rüzgar, alevlerin yönünü birazcık değiştirdi. Bu sayede, daha güçlü bir kuş, sincap yavrusuna ulaşmayı başardı ve onu kurtardı.
O günden sonra, Minik Kanat Çırpıcı’ya kimse gülmedi. Aksine, ona “Kahraman Minik Kanat Çırpıcı” demeye başladılar. Çünkü küçücük kanatlarıyla bile büyük bir iş başarmıştı. Minik Kanat Çırpıcı, artık çok mutluydu. Şarkı söyleyemese de, yükseklerde uçamasa da, kalbinin büyüklüğü ve cesaretiyle herkesin kalbini kazanmıştı.