KELOĞLAN VE SİHİRLİ TESTİ

Vakti zamanında, uzak bir köyde, annesiyle birlikte yaşayan Keloğlan adında bir çocuk vardı. Keloğlan, zekası ve hazırcevaplılığıyla tanınırdı ama aynı zamanda biraz da tembeldi. Bir gün, köyün meydanında bir tellal bağırmaya başladı: “Kralımız, kızını evlendirmek için bir yarışma düzenliyor! En büyük hazineyi getiren kişi, prensesle evlenecek!”
Keloğlan, bu fırsatı kaçırmak istemedi. Annesine danıştı ve annesi ona eski bir sandık verdi. Sandığın içinde, tozlu bir testi vardı. Annesi dedi ki: “Oğlum, bu testi sihirli. İçine ne koyarsan, iki katı olur.”
Keloğlan, testiyi alıp yola koyuldu. Yolda, aç bir ihtiyar gördü. İhtiyar, Keloğlan’dan yiyecek bir şeyler istedi. Keloğlan, yanındaki tek ekmeği testiye koydu. Testiden iki ekmek çıktı! Keloğlan, bir ekmeği ihtiyara verdi, diğerini de kendine sakladı.
Daha sonra, Keloğlan susamış bir çocuk gördü. Testiye bir bardak su koydu. İki bardak su çıktı! Birini çocuğa verdi, diğerini kendisi içti.
Sonunda, Keloğlan kralın sarayına vardı. Diğer yarışmacılar, altınlar, mücevherler ve değerli taşlarla gelmişlerdi. Keloğlan ise elindeki testiyle kralın karşısına çıktı. Kral, Keloğlan’a güldü ve “Bu mu senin hazinen?” diye sordu.
Keloğlan, testiyi yere koydu ve içine bir avuç çakıl taşı attı. Testiden iki avuç çakıl taşı çıktı. Sonra, testiye bir avuç saman attı. İki avuç saman çıktı. Kral şaşkınlıkla ne olduğunu anlamaya çalışırken, Keloğlan testiye bir sinek attı. İki sinek çıktı! Sinekler sarayın içinde uçuşmaya başlayınca ortalık karıştı.
Keloğlan sakince krala döndü ve dedi ki: “Kralım, bu testi her şeyi iki katına çıkarıyor. Bu, dünyadaki en büyük hazine değil mi? Çünkü bu testiyle, iyiliği de kötülüğü de iki katına çıkarabiliriz.”
Kral, Keloğlan’ın zekasına hayran kaldı. Kızını Keloğlan ile evlendirmeye karar verdi. Keloğlan ve prenses, mutlu bir hayat sürdüler. Keloğlan, sihirli testiyi her zaman iyilik için kullandı ve ülkeye bolluk ve bereket getirdi.