GÖKKUŞAĞI ORMANININ KALBİ
Çok uzaklarda, öyle bir orman vardı ki, ağaçları gökyüzüne kadar uzanır, yaprakları her renkten ışıldardı. Bu ormana Gökkuşağı Ormanı derlerdi. Çünkü güneş açtığında, ağaçların yapraklarından süzülen ışıklar, ormanın her yerinde rengarenk gökkuşakları oluştururdu. Bu ormanda, minicik, sevimli cinler yaşardı. Bu cinlerden birinin adı Çıtçıt’tı. Çıtçıt, diğer cinlerden farklı olarak, sırtında kocaman, parlak mavi kelebek kanatları taşırdı.
Çıtçıt, Gökkuşağı Ormanı’nı çok severdi. Sabahları kuşların neşeli şarkılarıyla uyanır, ağaçtan ağaca uçarak ormanın derinliklerini keşfederdi. En sevdiği şey ise, ormanın gizli saklı yerlerini bulmaktı. Bir gün, Çıtçıt ormanda uçarken, daha önce hiç görmediği bir yere geldi. Burası, diğer yerlerden çok daha sessiz ve sakindi. Ağaçlar daha sık ve daha yüksekti ve yerdeki otlar yumuşacık bir halı gibiydi.
Çıtçıt, merakına yenik düşerek bu gizemli yere doğru uçtu. Birden, yerde parıldayan bir şey gördü. Yere indiğinde, bunun kocaman, altın rengi bir anahtar olduğunu fark etti. Anahtar, o kadar büyüktü ki, Çıtçıt onu zorlukla kaldırabiliyordu.
Çıtçıt, bu anahtarın neyin anahtarı olduğunu merak etti. Etrafına bakındı ve biraz ileride, kocaman bir ağacın gövdesinde, küçük bir kapı gördü. Kapı, ağacın kabuklarıyla aynı renkteydi ve neredeyse görünmüyordu. Çıtçıt, heyecanla anahtarı kapıya doğru götürdü ve anahtar deliğine soktu. Anahtar dönünce, kapı gıcırtıyla açıldı.
Çıtçıt, kapıdan içeri girdiğinde, kendini bambaşka bir yerde buldu. Burası, rengarenk çiçeklerle dolu, gizli bir bahçeydi. Bahçenin ortasında, minik bir gölet vardı ve göletin üzerinde, kristalden yapılmış bir köprü uzanıyordu. Çıtçıt, bahçenin güzelliğine hayran kaldı.
Birden, bir ses duydu. “Merhaba,” diyordu bir ses. Çıtçıt, etrafına bakındı ve göletin kenarında oturan yaşlı bir cin gördü. Bu cinin uzun, gümüş rengi saçları ve bilge bir gülümsemesi vardı.
Çıtçıt, yaşlı cine yaklaştı ve “Merhaba,” dedi. “Ben Çıtçıt. Burası neresi?”
Yaşlı cin gülümsedi ve “Burası Gökkuşağı Ormanı’nın kalbi,” dedi. “Ben de bu bahçenin bekçisiyim.”
Çıtçıt çok şaşırdı. “Ormanın kalbi mi?” diye sordu.
Yaşlı cin başını salladı. “Evet,” dedi. “Bu bahçe, ormanın tüm güzelliklerini ve sırlarını saklar.”
Çıtçıt, yaşlı cinle sohbet etti ve bahçeyle ilgili birçok şey öğrendi. Bahçedeki çiçeklerin sihirli olduğunu, göletteki suyun gençlik iksiri olduğunu ve kristal köprünün dilekleri gerçekleştirdiğini öğrendi.
Çıtçıt, bu gizli bahçeyi keşfettiği için çok mutlu oldu. Yaşlı cine teşekkür etti ve ormana geri döndü. O günden sonra, Çıtçıt Gökkuşağı Ormanı’nın en mutlu ve en maceraperest cini oldu. Her zaman ormanın gizli saklı yerlerini keşfetmeye devam etti ve diğer cinlere de bu yerleri gösterdi. Ve Gökkuşağı Ormanı, Çıtçıt ve diğer cinler sayesinde, her zaman rengarenk ve mutlu kaldı.
