KELOĞLAN VE ALTIN YUMURTA
Bir zamanlar, uzak bir köyde Keloglan adında bir genç yaşarmış. Keloglan, zekası ve cesaretiyle tanınırmış ama her zaman yoksul bir hayat sürermiş. Bir gün, ormanda yürüyüş yaparken yerde parlayan bir şey görmüş. Eğilip baktığında, muhteşem bir altın yumurta bulmuş.
Keloglan, altın yumurtayı alıp evine götürmüş. Yumurtanın ne kadar değerli olduğunu biliyormuş ama onu satmak yerine, bir sır olduğunu düşünmüş. Her sabah yumurtayı kontrol ettiğinde, her seferinde yeni bir altın yumurta buluyormuş.
Köydeki insanlar Keloglan’ın zenginleştiğini duyunca ona çok imrenmişler. Bir gün, köyün zenginlerinden biri, Keloglan’ın bu zenginliğinin sırrını öğrenmek istemiş. Keloglan, ona yumurtayı nasıl bulduğunu anlatmamış ama zengin adamın kötü niyetli olduğunu anlamış.
Zengin adam, Keloglan’ın sırını çalmak için bir plan yapmış. Gece yarısı, Keloglan’ın evine gizlice girmiş ve yumurtayı çalmış. Ama Keloglan, bu durumu hemen fark etmiş. Zeki bir plan yapmış ve zengin adama bir ders vermeye karar vermiş.
Zengin adam, sabah yumurtayı kırdığında, içinden bir tavuk çıkmış. Tavuk, hemen uçmaya başlamış ve zengin adamı peşinden sürüklemiş. Keloglan, dışarıda bu durumu izliyormuş. Zengin adam, tavukla birlikte ormanın derinliklerine kadar gitmiş.
Keloglan, zengin adama bağırmış: “Görüyorsun değil mi? Para hırsı seni bu hale getirdi! Gerçek zenginlik, dostluk ve paylaşmaktır!” Zengin adam, bu sözlerden etkilenmiş ve pişman olmuş.
Keloglan, altın yumurtalarıyla köydeki insanlarla paylaşmaya karar vermiş. Herkesle birlikte mutlu bir yaşam sürmüşler. Zengin adam ise, artık paranın peşinden koşmak yerine, dostluk ve yardımlaşmanın değerini öğrenmiş.
Ve masal burada biter. Herkes mutlu bir şekilde yaşamış!
