Parmak Çocuk

Evvel zaman içinde, uzak bir ülkede, fakir bir oduncu yaşarmış. Oduncunun karısı da çok iyi bir kadınmış. Günlerden bir gün, bu çiftin bir oğlu olmuş. Ama bu çocuk o kadar küçükmüş ki, parmak kadarmiş! Bu yüzden ona Parmak Çocuk adını vermişler. Parmak Çocuk çok zeki ve cesurmuş. Ama küçücük olduğu için her zaman dikkatli olmak zorundaymış. Bir gün, oduncu ailesiyle birlikte ormana odun kesmeye gitmiş. Orman çok büyük ve karanlıkmış. Parmak Çocuk, babasının cebinde saklanmış.

Oduncu ve karısı, çok yorulmuşlar ve bir ağacın altında dinlenmeye karar vermişler. Parmak Çocuk da cebinden çıkıp etrafı keşfetmeye başlamış. Ama o kadar küçücükmüş ki, bir anda kaybolmuş!
Parmak Çocuk çok korkmuş. Ormanda yapayalnız kalmış. Ama pes etmemiş. Cesurca yürümeye devam etmiş. Bir süre sonra, bir kulübe görmüş. Kulübenin kapısını çalmış. Kapıyı açan yaşlı bir kadın olmuş. Kadın, Parmak Çocuğu içeri davet etmiş. Parmak Çocuk, kadına başından geçenleri anlatmış. Kadın, Parmak Çocuğa yardım etmeye karar vermiş.
Kadın, Parmak Çocuğu bir kutuya saklamış. O sırada, kulübeye üç tane hırsız gelmiş. Hırsızlar, kadından yemek istemişler. Kadın, onlara yemek vermiş.
Hırsızlar, yemek yedikten sonra uyumaya başlamışlar. Parmak Çocuk, kutudan çıkmış ve hırsızların ceplerindeki altınları almış. Sonra, hırsızların ayakkabılarını birbirine bağlamış.
Hırsızlar uyandığında, ayakkabıları birbirine bağlı olduğu için kaçamamışlar. Parmak Çocuk, altınları alıp ailesine geri dönmüş.

Parmak Çocuk, ailesiyle birlikte mutlu bir şekilde yaşamış. Büyümüş, güçlenmiş ve ülkenin en cesur kahramanlarından biri olmuş.