Taş Çorbası Masalı

Bir zamanlar, yorgun ve aç bir yolcu varmış. Günlerce yürümüş, sonunda küçük bir köye varmış. Karnı çok açmış ama cebinde hiç yiyecek yokmuş.

Kapı kapı dolaşmış, “Biraz yemek verir misiniz?” diye sormuş. Ama köylüler cimriliklerinden “Bizde hiç yok,” demişler. Oysa herkesin evinde bir şeyler varmış.

Yolcu gülümsemiş ve köy meydanına büyük bir kazan koymuş. İçine sadece bir taş atmış ve su doldurmuş. Köylüler şaşkınlıkla bakmış:
“Taşla çorba mı olurmuş?”

Yolcu suyu karıştırıp demiş ki:
“Bu taş çorbası dünyanın en lezzetlisidir. Ama biraz tuz olsa tadı daha güzel olur.”
Köylülerden biri koşmuş, evinden tuz getirmiş.

Yolcu yine karıştırmış:
“Evet, çok iyi oldu! Ama biraz da havuç olsa…”
Bir köylü havuç getirmiş. Sonra başka biri patates, diğeri soğan, bir başkası fasulye eklemiş.

Bir süre sonra kazanda mis gibi bir çorba kaynamış. Herkes kokusuna hayran kalmış.

Köylüler ve yolcu birlikte sofraya oturmuş. Çorba öyle güzel olmuş ki herkes karnını doyurmuş. O zaman köylüler anlamış:
“Paylaşınca herkesin karnı doyar, gönlü de.”

Ve o günden sonra köyde kimse kimseye “yok” demezmiş.