UÇAN AT VE YILDIZLAR
Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, çok uzaklarda bir orman varmış. Bu ormanda, diğer atlardan farklı bir at yaşarmış. Adı Yıldırım’mış ve bu atın sihirli bir özelliği varmış: uçabiliyormuş!
Bir gün, Yıldırım ormanda dolaşırken gökyüzüne bakmış ve yıldızların ne kadar güzel parladığını fark etmiş. “Keşke yıldızları daha yakından görebilsem,” diye düşünmüş. O an, kanatları parlamaya başlamış ve bir anda havaya yükselmiş.
Yıldırım gökyüzünde süzülürken, yıldızlarla tanışmış. İlk tanıştığı yıldız, küçük ve parlak bir yıldızmış, adı Parıltı’ymış. Parıltı, Yıldırım’a, “Merhaba, seni burada görmek çok güzel! Yıldızlar aleminde hoş geldin,” demiş. Yıldırım, yıldızlarla oynamış, dans etmiş ve onların nasıl parladığını öğrenmiş. Her yıldızın kendi özel ışığı varmış ve bu ışık, dünyadaki insanların dileklerini dinlermiş. Yıldırım, insanların dilekleri için daha parlak parlamalarına yardım etmeye karar vermiş.
Gecenin sonuna doğru, Yıldırım, yeni arkadaşlarıyla vedalaşmış ve ormana geri dönmüş. Ama her gece, yıldızlarla buluşmak için tekrar uçarmış. Ormandaki tüm hayvanlar, Yıldırım’ın hikayesini duymuş ve onu kahraman olarak görmüşler. Ve böylece, Yıldırım, her gece yıldızlarla buluşarak, insanların dileklerini gerçekleştirmeye yardım etmiş. Bu masal, her çocuğun dileği olduğunda, gökyüzüne bakıp Yıldırım’ın yıldızlarla dans ettiğini hayal etmesini sağlamış.
