UÇAN FİL
Bir zamanlar çok ama çok uzaklarda, pembe bulutların arasında minik bir fil yaşarmış. Adı Pamuk’tu. Diğer filler gibi toprağa basmak yerine, Pamuk gökyüzünde süzülmeyi çok severdi. Büyük, yumuşak kulakları sayesinde rüzgarı hisseder ve kocaman burnuyla gökyüzünde süzülür dururdu.
Bir gün Pamuk, aşağıda rengarenk bir dünya gördü. Evler, ağaçlar, insanlar… Merakla aşağıya doğru süzüldü. Bir çocuk gördü, elinde büyük bir balonla oynuyordu. Pamuk, çocuğa yaklaştı ve yumuşak sesiyle “Merhaba!” dedi. Çocuk şaşkınlıkla Pamuk’a baktı. Sonra gülümsedi ve “Sen uçan bir fil misin?” diye sordu. Pamuk başını salladı.
Çocuk, Pamuk’la oynamak istedi. Beraber gökyüzünde süzüldüler, oyunlar oynadılar. Pamuk, çocuğa gökyüzünün ne kadar güzel olduğunu anlattı. Çocuk da Pamuk’a dünyanın ne kadar eğlenceli olduğunu anlattı. O gün çok güzel bir gün oldu.
Akşam olunca Pamuk, çocuğa veda edip gökyüzüne doğru yükseldi. Yıldızlara baktı ve o günkü macerasını hatırladı. Pamuk, her filin yerde yürümek zorunda olmadığını, gökyüzünde uçabileceğini anlamıştı.
