ANNE AYI VE KÜÇÜK BAL

Derin, yeşillikler içinde gizlenmiş bir ormanda, tombul bir ayıcık anne yaşarmış. Adı Ayla’ymış. Ayla’nın minik yavrusu ise Bal adını taşırmış. Bal, tüylü, simsiyah bir buruna ve kocaman, parıldayan gözlere sahip, sevimli bir ayı yavrusuymuş.
Her sabah, güneşin ilk ışıklarında Ayla, Bal’ı uyandırmak için yuvasına gelir, yumuşacık burnuyla onu okşardı. Bal da uykusundan uyanır, annesinin kollarına sımsıkı sarılırdı. Gün boyu birlikte ormanda dolaşırlardı. Bal, her gördüğü yeni şeye hayranlıkla bakar, Ayla ise onun her sorusuna sabırla cevap verirdi.

Bir gün, Bal ormanda yürürken parlak bir şey gördü. Yaklaştığında bunun, gökyüzünden düşmüş bir yıldız olduğunu anladı. Yıldız, Bal’ın elinde ılık bir ışık yayıyordu. Bal heyecanla yıldızını annesine gösterdi. Ayla, yıldızın Bal’a mutluluk getireceğini söyledi. O günden sonra Bal, yıldızını her zaman yanında taşıdı.
Akşamları, Ayla Bal’a masallar anlatırdı. Masallarda, cesur hayvanlar, büyülü ormanlar ve arkadaşlık vardı. Bal, annesinin sesini dinlerken huzurla uykuya dalardı.

Bir kış günü, orman bembeyaz bir örtüyle kaplandı. Bal, kartopu oynamayı çok seviyordu. Ayla, Bal’a kar adamı yapmayı öğretti. Bal, kocaman bir kar adamı yaptı ve ona “Kartopu” adını verdi.
Günler geçtikçe Bal büyüdü. Artık kendi başına ormanda dolaşabiliyordu. Ama her akşam, annesinin yanına dönmek için sabırsızlanırdı. Ayla’nın kollarında kendini güvende hissederdi.
Bir gün, Bal annesine sordu: “Anne, ben büyüyünce de seninle böyle mi yaşayacağım?” Ayla, Bal’ı kucaklayarak, “Elbette oğlum, hep birlikte olacağız.” dedi. Bal, annesinin sözlerini duyunca mutlu oldu.
Ayıcık anne ve küçük Bal, ormanda sonsuza dek mutlu mesut yaşadılar. Onların hikayesi, sevginin ve ailenin ne kadar önemli olduğunu gösteriyordu.