KÜÇÜK YENGEÇ VE PARLAYAN DENIZ KABUKLARI

Denizin kıyısında, minik bir yengeç yaşarmış. Adı Çıtçıt’mış. Çıtçıt, her sabah uyandığında ilk iş olarak sahilde dolaşıp parıldayan deniz kabukları toplarmış. Bazıları çizgili, bazıları yuvarlak, bazıları ise o kadar küçük ki Çıtçıt onları minik hazineler gibi görürmüş.
Bir gün Çıtçıt, daha önce hiç görmediği kadar parlak bir kabuk bulmuş. Kabuk güneş ışığında adeta bir altın parçası gibi parlıyormuş. Çıtçıt bu kabuğu o kadar çok sevmiş ki, hemen evine götürüp özel bir yere saklamış.

Akşamları, Çıtçıt yatağına yattığında, o özel kabuğu çıkarıp parmaklarıyla okşarmış. Kabuk, Çıtçıt’a denizlerin derinliklerindeki maceraları hatırlatırmış. Okyanusun en derin yerlerinde yaşayan balinalar, rengarenk balıklar ve gizemli deniz bitkileri… Çıtçıt, gözlerini kapatıp bu güzellikleri hayal edermiş.
Bir gün, Çıtçıt sahilde oynarken, minik bir deniz yıldızıyla karşılaşmış. Deniz yıldızı, Çıtçıt’ın parıldayan kabuğunu görünce çok şaşırmış. “Bu kabuk ne kadar güzel!” demiş. Çıtçıt da deniz yıldızına kabuğunu göstermiş. “Ben bunu buldum.” demiş gururla.

Deniz yıldızı, “Ben de sana bir şey göstereyim.” demiş ve Çıtçıt’ı deniz yosunlarının arasına götürmüş. Orada, rengarenk midyeler ve deniz kabuklarıyla dolu bir mağara varmış. Çıtçıt, bu kadar çok kabuk görmeye hayret etmiş.
Deniz yıldızı, “Bu kabuklar denizlerin sırlarını saklıyor.” demiş. “Her biri farklı bir hikayeye sahip.” Çıtçıt, deniz yıldızının sözlerini dinleyerek çok mutlu olmuş. O günden sonra Çıtçıt, sadece kendi kabuklarını değil, bütün deniz kabuklarını daha da önemsemeye başlamış. Çıtçıt, her bulduğu kabuğu deniz yıldızına gösterirmiş. Birlikte kabukların üzerindeki desenleri inceler, hayal güçlerini kullanarak onlara farklı şekiller verirlermiş. Çıtçıt ve deniz yıldızı, böylece çok güzel bir arkadaşlık kurmuşlar.