GİZEMLİ ORMANIN KALBİNDEKİ KÜÇÜK CİN
Zamanın birinde, yemyeşil ağaçların gökyüzüne uzandığı, rengarenk çiçeklerin her yanı süslediği büyük bir orman vardı. Bu ormanın derinliklerinde, kimsenin bilmediği bir yerde, küçük bir cin yaşardı. Bu cinin adı Fıstık’tı ve diğer cinlerden farklı olarak, kocaman, parıldayan yeşil gözleri ve minicik, sevimli kanatları vardı.
Fıstık, ormanı çok severdi. Sabahları kuşların cıvıltılarıyla uyanır, ağaçların arasında koşup oynar, kelebeklerle dans ederdi. En sevdiği şey ise, ormanın gizemlerini keşfetmekti. Bir gün, Fıstık ormanda dolaşırken, daha önce hiç görmediği bir ağaçla karşılaştı. Bu ağaç, diğerlerinden çok daha yaşlı ve heybetliydi. Gövdesi kalın ve kıvrımlı, dalları ise gökyüzüne doğru uzanıyordu. Fıstık, ağaca yaklaştı ve dikkatlice incelemeye başladı.
Birden, ağacın gövdesinde küçük bir kapı belirdi. Fıstık çok şaşırdı. Bu kapı nereden çıkmıştı? Merakına yenik düşen Fıstık, kapıyı açtı ve içeri girdi. Kendini, ağacın içinde, loş bir odada buldu. Oda, tozlu kitaplar ve antika eşyalarla doluydu. Fıstık, etrafına bakınırken, bir köşede oturan yaşlı bir cin gördü. Bu cinin uzun, beyaz bir sakalı ve kırışık bir yüzü vardı.
Fıstık, yaşlı cine yaklaştı ve “Merhaba,” dedi. “Ben Fıstık. Bu ağacın içinde ne yapıyorsunuz?”
Yaşlı cin gülümsedi ve “Merhaba Fıstık,” dedi. “Ben Bilge Cin. Bu ağaçta yaşıyorum ve ormanın tarihini koruyorum.”
Fıstık çok heyecanlandı. “Ormanın tarihi mi?” diye sordu. “Bana da anlatır mısınız?”
Bilge Cin kabul etti ve Fıstık’a ormanın geçmişiyle ilgili birçok hikaye anlattı. Fıstık, ormanın nasıl oluştuğunu, burada yaşayan hayvanları ve bitkileri, ve ormanın koruyucuları olan cinleri öğrendi.
Fıstık, Bilge Cin’in anlattıklarından çok etkilendi. Ormanı daha da çok sevdi ve onun için daha da fazla sorumluluk hissetti. Bilge Cin’e teşekkür etti ve ormana geri döndü.
O günden sonra, Fıstık ormanın en çalışkan ve en bilgili cini oldu. Her zaman ormanı korudu ve diğer cinlere ormanın tarihini anlattı. Ve orman, Fıstık ve diğer cinler sayesinde, her zaman yemyeşil ve mutlu kaldı.
