PARKTAKİ NEŞELİ GÜN

Minik Ayşe, kırmızı ayakkabılarını giydi, en sevdiği oyuncak bebeği Elif’i de yanına aldı. Bugün parka gideceklerdi! Hava mis gibiydi, güneş parlıyordu. Park rengarenk çiçeklerle doluydu.
Ayşe parka geldiğinde, diğer çocuklar da oradaydı. Topaç gibi dönen bir topaç, havada uçuşan rengarenk balonlar… Salıncaklar nazlı nazlı sallanıyordu.
Önce Ayşe kaydırağa koştu. “Viiuuuv!” diye kaydı aşağı. Çok eğlenceliydi! Sonra salıncaklara bindi. İleri geri, ileri geri… Sanki gökyüzüne doğru uçuyordu!
Kenan da oradaydı. Elinde mavi bir kürek ve sarı bir kova vardı. Kum havuzunda kocaman bir kale yapıyordu. Ayşe de ona katıldı. Birlikte kumdan kuleler, tüneller yaptılar. Kum ellerine yapışıyordu ama hiç önemli değildi. Çünkü çok eğleniyorlardı!
Mert de bisikletiyle gelmişti. Zilini çın çın çalıyordu. “Dıt dıt!” Mert bisikletini parkın etrafında sürerken, Ayşe ve Kenan da onu alkışladılar.
Sonra ne oldu biliyor musun? Parka bir dondurmacı amca geldi! Arabasından mis gibi dondurma kokuları yayılıyordu. Ayşe çilekli, Kenan çikolatalı, Mert de vanilyalı dondurma aldı. Dondurmalarını yerken yüzleri gülücüklerle doldu.
Parkta oyunlar bitmek bilmiyordu. Saklambaç oynadılar, kovalamaca oynadılar. Güneş batmaya başlayınca, anneleri onları eve çağırdı. Ayşe, Kenan ve Mert birbirlerine el salladılar. Yarın yine parkta buluşmak için sözleştiler.
Ayşe eve giderken çok mutluydu. Parkta ne kadar çok eğlenmişti! Oyuncak bebeği Elif’e “Bugün park çok güzeldi!” dedi. Elif de sanki başını sallayarak onu onayladı.
Ayşe yatağına yattığında, parktaki neşeli günü düşündü. Kaydıraktan kaydığını, salıncakta sallandığını, kumdan kaleler yaptığını… Ve tatlı bir uykuya daldı.